22 Ekim 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen ve 27 Ekim 2026 tarihli, 33413 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, sermaye piyasalarında yatırımcıların korunması ve belirli yatırım fonlarının tasfiye süreçlerinin yürütülmesi bakımından önemli düzenlemeler getirmiştir.
Kanun ile tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarının malvarlıklarının korunması, hukuka aykırı işlemler sonucunda oluşan zararların sorumlulardan tahsil edilmesi ve elde edilen tutarların yatırımcılara dağıtılması için özel bir hukuki mekanizma oluşturulmuştur.
Düzenleme özellikle yatırım fonlarında birikimleri bulunan yatırımcılar, portföy yönetim şirketleri ve sermaye piyasası kuruluşları bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır.
1. 7596 Sayılı Kanun Nedir ve Hangi Fonları Kapsamaktadır?
7596 sayılı Kanun, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve Kanunun yayımlandığı tarihte tasfiyesi henüz tamamlanmamış yatırım fonlarını kapsamaktadır.
Kanunun temel amaçları şunlardır:
- Tasfiye işlemlerinin adil, şeffaf ve etkin biçimde yürütülmesi,
- Fon malvarlığından hukuka aykırı şekilde çıkarılan değerlerin geri kazanılması,
- Fonların uğradığı zararların sorumlulardan tahsil edilmesi,
- Geri kazanılan tutarların hak sahibi yatırımcılara ödenmesi.
Önemle belirtmek gerekir ki 7596 sayılı Kanun, Türkiye’deki bütün yatırım fonları için geçerli genel bir tasfiye düzenlemesi değildir. Yalnızca Kanunun birinci maddesinde belirtilen fonlar bakımından uygulanmaktadır.
2. Yatırım Fonlarının Tasfiye Süreci Nasıl Yürütülecek?
Kanunun 3. maddesi uyarınca tasfiye işlemleri, Sermaye Piyasası Kurulunun gözetim ve denetimi altında, Kurul tarafından görevlendirilen kuruluşlarca yürütülecektir.
Tasfiye sürecinde fonların mevcut varlıkları tespit edilecek, gerekli değerleme işlemleri gerçekleştirilecek ve malvarlıklarının nakde çevrilmesi sağlanacaktır.
Bu işlemler sırasında yalnızca hızlı satış yapılması değil, yatırımcıların ortak menfaatlerinin korunması ve mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi esas alınacaktır.
Kanun ayrıca belirli koşullarda fon varlıklarının Borsa İstanbul dışında satılmasına veya farklı satış yöntemlerinin uygulanmasına imkân tanımaktadır.
Bu düzenleme, fon varlıklarının gerçek ekonomik değerinin altında elden çıkarılmasının önlenmesi bakımından önem taşımaktadır.
3. Yatırımcılara 1 Milyon TL’ye Kadar Ara Ödeme Yapılabilecek
Kanunun yatırımcılar bakımından en dikkat çekici hükümlerinden biri, belirli şartlarla 1.000.000 TL’ye kadar ara ödeme yapılabilmesine ilişkin düzenlemedir.
7596 sayılı Kanunun 4. maddesine göre, SPK tarafından belirlenen fonlarda, yatırımcılara nihai tasfiye ödemesinden mahsup edilmek üzere ara ödeme yapılabilecektir.
Bu kapsamda:
- Net yatırım tutarı 1.000.000 TL’nin altında olan yatırımcılar için ilgili tutar kadar,
- Net yatırım tutarı 1.000.000 TL ve üzerinde olan yatırımcılar için en fazla 1.000.000 TL,
ara ödeme yapılması mümkündür.
Ancak söz konusu düzenleme, bütün yatırımcılara koşulsuz şekilde 1 milyon TL ödeneceği anlamına gelmemektedir.
Ödeme tutarı; yatırımcının net yatırım miktarına, fonun mevcut malvarlığına, fon paylarının değerine ve SPK tarafından belirlenen uygulama esaslarına bağlıdır.
Fonun nakit varlıklarının bütün ödemeleri karşılamaya yeterli olmaması halinde, SPK’nın daha düşük net yatırım tutarına sahip yatırımcılardan başlayarak ödeme yapılmasına veya asgari ara ödeme tutarı belirlenmesine karar verme yetkisi bulunmaktadır.
Dolayısıyla yatırımcıların ödeme haklarının her fon ve hesap özelinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
4. Yatırımcıların Net Yatırım Tutarı Nasıl Hesaplanacak?
Kanunun 4. maddesinde, fon malvarlığının dağıtılabilir nakdinin belirli yükümlülükleri karşılamaya yeterli olmaması halinde uygulanacak özel bir hesaplama yöntemi düzenlenmiştir.
Buna göre yatırımcıların fonlara yaptıkları nakit girişleri ve fonlardan gerçekleştirdikleri nakit çıkışları dikkate alınacaktır.
Hesaplamada Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) değişim oranlarının aritmetik ortalaması esas alınarak belirlenen endeksleme yöntemi uygulanacaktır.
Net yatırım tutarının hesaplanması Merkezî Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından gerçekleştirilecektir.
Bu yöntem, özellikle uzun süre fonlarda yatırım yapmış kişilerin yatırımlarının parasal değerinin değerlendirilmesi açısından önemlidir.
Bununla birlikte endekslenmiş net yatırım tutarının hesaplanması, bu tutarın tamamının her durumda ve derhal ödeneceği anlamına gelmemektedir.
5. Fon Malvarlığından Hukuka Aykırı Çıkarılan Değerler Geri Alınabilecek
7596 sayılı Kanunun en önemli hükümlerinden biri, fon malvarlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılmasına ilişkin düzenlemedir.
Kanunun 5. maddesi kapsamında, fonların malvarlığından gerçek bir ekonomik amaç bulunmaksızın veya muvazaalı işlemler yoluyla üçüncü kişilere aktarılan değerler hukuki incelemeye konu olabilecektir.
Bu kapsamda;
- Gerçeğe aykırı borç ve kredi işlemleri,
- Muvazaalı devir ve temlikler,
- Fon menfaatine aykırı alım ve satımlar,
- İlişkili kişilere yapılan karşılıksız aktarımlar,
- Fon varlıklarının ekonomik gerekçe bulunmaksızın üçüncü kişilere aktarılması,
gibi işlemlerden doğan zararların sorumlulardan tahsil edilmesi mümkün olabilecektir.
Düzenlemenin önemli yönü, bir işlemin yalnızca şeklen mevzuata uygun görünmesinin, gerçek ekonomik amacının bulunmadığı durumlarda sorumluluğu kendiliğinden ortadan kaldırmamasıdır.
6. Portföy Yönetim Şirketlerinin ve Yöneticilerin Sorumluluğu
Kanunun 5. maddesi uyarınca, fonun uğradığı zarar veya kayıptan öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu tutulmaktadır.
Zararın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin açıkça belli olması halinde, zarara sebebiyet verdiği SPK tarafından belirlenen diğer gerçek ve tüzel kişilerin şahsi sorumluluğu gündeme gelebilecektir.
Yöneticilerin görevlerinden ayrılmış olması, görev yaptıkları dönemde gerçekleştirdikleri işlemlerden kaynaklanan sorumluluklarını ortadan kaldırmamaktadır.
Bu hüküm, sermaye piyasalarında yöneticilerin hukuki sorumluluğunun değerlendirilmesi bakımından önemlidir.
7. TMSF’nin Yetkileri ve Geri Kazanım Hesabı
Kanun kapsamında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) da önemli görev ve yetkiler verilmiştir.
SPK tarafından sorumluluğu belirlenen kişilerin malvarlıklarından tahsilat yapılması amacıyla, TMSF tarafından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde takip ve tahsil işlemleri yürütülebilecektir.
Ayrıca kanun kapsamında geri kazanılan tutarların TMSF nezdinde, her fon için ayrı hesaplarda izlenmesi öngörülmüştür.
Geri kazanım hesaplarındaki tutarlar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve yatırımcılara yapılacak ödemeler amacıyla kullanılabilecektir.
Bu tutarlar başka amaçlarla kullanılamayacak, teminat gösterilemeyecek ve kamu alacakları için dahi haczedilemeyecektir.
Böylece geri kazanılan fon varlıklarının yatırımcıların menfaatine tahsis edilmesi amaçlanmaktadır.
8. Ceza Soruşturmaları ve Malvarlığına Elkonulması
7596 sayılı Kanun yalnızca idari ve mali işlemleri değil, belirli ceza muhakemesi tedbirleriyle bağlantılı süreçleri de düzenlemektedir.
Kanunun 6. maddesi kapsamında, ilgili fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalarda Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca malvarlığı değerlerine elkoyma kararı verilebilecektir.
Şartların oluşması halinde elkonulan malvarlığı değerlerinin ilgili fona veya geri kazanım hesabına aktarılması mümkün olacaktır.
Ayrıca kanunda belirtilen koşullarda TMSF’nin kayyım olarak atanabilmesi ve ilgili malvarlığı değerlerinin tasfiyesini gerçekleştirebilmesi düzenlenmiştir.
Bu hükümler, fonlardan hukuka aykırı olarak çıkarıldığı değerlendirilen varlıkların geri kazanılmasında ceza muhakemesi ile sermaye piyasası hukukunun birlikte uygulanabileceğini göstermektedir.
9. Kimler Tasfiye Ödemelerinden Yararlanabilecek?
Kanunun 3. maddesine göre, fon pay sahipliği MKK kayıtları ile tasfiye kuruluşlarının kayıtlarının karşılaştırılması sonucunda belirlenecektir.
Bununla birlikte 17 Eylül 2026 tarihi ve öncesinde TEFAS üzerinden iletilen, ancak fonun temerrüdü veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen bazı talimatlarda payları bloke edilen kişiler de Kanun kapsamında fon pay sahibi olarak değerlendirilebilecektir.
Diğer taraftan, Kanunda belirtilen sermaye piyasası ihlallerini işlediği veya bu fiillere birlikte katıldığı SPK tarafından tespit edilen kişi ve kuruluşların tasfiye ve geri kazanım hesaplarından ödeme alması engellenmiştir.
Dolayısıyla ödeme hakkı yalnızca fon yatırımı bulunmasına değil, Kanunda öngörülen diğer şartların da sağlanmasına bağlıdır.
10. 7596 Sayılı Kanun Ne Zaman Yürürlüğe Girdi?
7596 sayılı Kanun, 27 Ekim 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Ancak Kanunun 8. maddesi gereğince düzenleme 17 Eylül 2026 tarihinden geçerli olmak üzere uygulanacaktır.
Bu nedenle özellikle 17 Eylül 2026 tarihi itibarıyla mevcut fon kayıtları, yatırımcıların talimatları, fon payları ve tasfiye işlemleri önem taşımaktadır.
11. Yatırımcılar Hukuki Haklarını Nasıl Koruyabilir?
7596 sayılı Kanun kapsamında bulunan fonlarda yatırımı olan kişilerin, hak kaybı yaşamamak amacıyla mevcut durumlarını dikkatle değerlendirmeleri gerekmektedir.
Bu kapsamda yatırımcıların;
- Fon katılma paylarına ilişkin hesap ve işlem kayıtlarını muhafaza etmesi,
- MKK ve aracı kurum kayıtlarını kontrol etmesi,
- Fonlara yapılan para giriş ve çıkışlarını belgelendirmesi,
- SPK tarafından yayımlanan tasfiye ve ödeme duyurularını takip etmesi,
- Ara ödeme ve nihai ödeme hesaplamalarını incelemesi,
- Hak kaybı bulunduğunu düşünmeleri halinde uygulanabilecek idari ve adli başvuru yollarını değerlendirmesi,
önem taşımaktadır.
Özellikle ödeme tutarlarının belirlenmesi, fon pay sahipliğinin tespiti ve sorumluların malvarlıklarından tahsilat yapılması süreçlerinde hukuki uyuşmazlıklar ortaya çıkabilecektir.
Bu uyuşmazlıklarda başvuru yolları, görevli ve yetkili yargı mercileri ile dava süreleri, işlemin niteliğine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun, belirli yatırım fonlarının tasfiyesine ilişkin özel bir hukuki çerçeve oluşturmaktadır.
Kanun ile yatırımcıların haklarının korunması, fon malvarlıklarının mümkün olan en yüksek ekonomik değer üzerinden tasfiye edilmesi ve hukuka aykırı işlemler nedeniyle oluşan zararların sorumlulardan tahsil edilmesi hedeflenmektedir.
Özellikle 1 milyon TL’ye kadar ara ödeme imkânı, net yatırım tutarının endeksleme yöntemiyle hesaplanması, portföy yönetim şirketleri ile sorumlu kişilerin şahsi sorumluluğu ve TMSF aracılığıyla yürütülecek geri kazanım işlemleri düzenlemenin öne çıkan yönleridir.
Bununla birlikte Kanun, yatırımcıların bütün zararlarının devlet tarafından karşılanacağını veya yatırılan tutarların tamamının koşulsuz olarak iade edileceğini öngörmemektedir.
Bu nedenle yatırımcıların haklarının belirlenmesinde fonun malvarlığı, yatırım tutarı, tasfiye sürecinin aşaması ve ilgili mevzuat hükümleri birlikte değerlendirilmelidir.



